HACC-I KIRAN 1258) Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah'ı (s.a.v.) Hac ve Umre her ikisi için de (ihrama girip) telbiye çekerken işittim.” Bekr İbnu Abdillah el-Müzenî demiş ki: “Ben bunu Abdullah İbnu Ömer’e (r.a.) söyledim. Bana: “Resûlullah (s.a.v.) sadece Hac için telbiye getirdi” diye cevap verdi. Sonra tekrar Enes’le (r.a.) karşılaştım ve İbnu Ömer’in sözünü kendisine aktardım. Bana (kızarak): “Galiba bizi çocuk yerine koyuyorsunuz. Ben Resûlullah’ı (s.a.v.): “Umre ve Hac için lebbeyk!” derken işittim”dedi.” Buhârî, Taksîru s-Salât 5, Hacc 24, 25, 27,117,119, Cihâd 104,126; Müslim, Hacc 185 (1232); Ebu Dâvud, Hacc 24, (1795); Tirmizî, Hacc 11 (821); Nesâî, Hace 49 (5, 150);İbnu Mâce, Hacc 38 (2968, 2969) 1259) Ebu Vâil (r.a.) anlatıyor: “es-Subeyy İbnu Ma’bed dedi ki: “Ben Hıristiyan bir bedevî idim. Sonradan Müslüman oldum. Kabilemden Hüzeym İbnu Sürmüle adında bir kimseye gelerek: “Hey adamım, ben cihâd hususunda hırslıyım. Hac ve Umre yapmayı da üzerime vecibe buldum. Ben bu ikisini nasıl birleştirebilirim?” diye sordum. Bana: “İkisini birleştir ve kolayına gelen bir kurban kes” dedi. Ben de ikisine birden (niyet edip) ihrama girdim. (Küfe’ye bir merhale mesafedeki) Uzeybe nam mevkiye geldiğim zaman Selmân İbnu Rebîa ve Zeyd İbnu Sühan ile karşılaştım. Ben Hac ve Umre her ikisi için ihramdaydım. Biri diğerine benim hakkımda: “Bu adam devesi kadar da bilgili değil” dedi. Bunu işitince tepeme dağ yıkıldı zannettim. Doğru Ömer İbnu’1-Hattâb’a (r.a.) gittim. Ben, Hac ve Umre her ikisi için de ihramımı devam ettirerek, hikâyemi anlattım. Hz. Ömer bana: “Hz. Peygamber (s.a.v.) sünnetine irşâd edilmişsin” dedi.” Ebu Dâvud, Menâsik 24 (1799); Nesâî, Hacc 49 (5, 146, 147); İbnu Mace, Menâsik 38 (2970) 1260) Câfer İbnu Muhammed babasından naklediyor: “Mikdâd İbnu’1-Esved, (Mekke yolu üzerindeki Sükya nam karyede) Hz. Ali (r.a.)’nin yanına girdi. Hz. Ali, bu sırada develerine un ve ağaç yaprağı karışımı yemlerini veriyordu. Mikdâd: “Şu Osman İbnu Affân (r.a.) hacc ve umrenin arasını birleştirmeyi yasaklıyor” dedi. Hz. Ali (r.a.) ellerinde un ve yaprak bulaşığı olduğu halde dışarı çıktı. -Kollarındaki un ve yaprak bulaşığını hiç unutmayacağım- doğru Hz. Osman’ın yanına girdi. “Sen, dedi Hac'la Umre'nin arasını birleştirmeyi yasaklıyormuşsun, doğru mu?” Hz. Osman (r.a.) şu cevabı verdi: “Bu benim reyimdir!” Hz. Ali: “Umre ve hacc için lebbeyk!” diyerek, öfkelenmiş olarak çıktı.” Muvatta, Hacc 40 (1, 336) 1261) Hz. Câbir (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v.) Hac ve Umre'yi birleştirip, her ikisi için de tek bir tavaf yaptı.” Tirmizî, Hacc 102 (947); Nesâî, Hacc 144 (5, 226); İbnu Mâce, Menâsik 39 (2973) 1262) İbnu Ömer (r.a.) demiştir ki: “Hac ile Umre'yi birleştiren kimseye tek bir tavaf yeterlidir. İkisinin ihramından birlikte çıkar.” Buharî, Hacc 77, 105, Muhsar 1, 3, 4, Megâzî 35; Müslim, Hacc 181 (1230); Tirmizî, Hacc 102 (947); Nesâî, Hacc 144 (5, 225-226); İbnu Mâce, Menâsik 39 (2975) 1263) Tirmizî’de şöyle gelmiştir: “Kim Hac ve Umre için ihrama girerse, her ikisinin de ihramından çıkıncaya kadar, tek tavaf, tek sa’y yeterlidir. Tirmizî, Hacc 102 (948); İbnu Mâce, Menâsik 39 (2975) 1264) Nâfi’ alatıyor: “Haccâc-ı Zâlim, Abdullah İbnu Zübeyr’le (r.a.) savaşmak üzere Mekke’ye indiği zaman, Abdullah İbnu Abdillah ile Sâlim İbnu Abdillah geldiler ve Abdullah İbnu Ömer ’le konuştular: Kendisine: “Bu yıl Hacc'ı terketmen sana bir zarar vermez. Zîra biz, halk arasında savaş çıkıp seninle Beytullah arasına girileceğinden korkmaktayız”dediler. Abdullah onlara: “Benimle Beytullah arasına girilerek engel çıkarılırsa, ben de Kureyş’in Hz. Peygamber’le Beytullah arasına girdiği zaman Resûlullah’ın davrandığı şekilde davranırım. Şahid olun, şu anda umreye niyet ettim!”dedi ve derhal kalkıp Zülhuleyfe’ye gitti. Umre'ye niyet ederek ihram giydi, telbiye getirdi. Sonra şunu söyledi: “Yolumu serbest bırakırlarsa umremi tamamlarım. Beytullah’la aramda engel olurlarsa Resûlullah’ın (s.a.v.) yaptığı gibi yaparım.” Ve şu âyeti tilâvet etti. (Meâlen): ‘Resûlullah’ta sizler için güzel örnek vardır” (Ahzâb 21) Sonra yoluna devam etti ve Beydâ sırtına kadar geldi. Orada: “Bunların ikisinin hükmü de aynı. Eğer benimle umrem arasına girip mâni olurlarsa haccıma da mâni olmuşlar demektir. Sizleri şâhid kılıyorum, umre ile birlikte hacca da niyet ettim” dedi. Yoluna devam etti. Kadid’e geldiği zaman bir kurbanlık aldı. Sonra (Mekke’ye girip) Hac ve Umre her ikisi için tek bir tavaf yaptı.” Bir rivayette şöyle denmiştir: “Her ikisi için de ihrama girdi ve böylece Mekke’ye geldi. Beytulah’ı tavaf etti. Safâ ve Merve arasında sa’y etti, buna bir ilâvede bulunmadı, ne kurban kesti, ne traş oldu, ne taksirde bulundu, ne de ihramla haram ettiği şeylerden birini nefsine helâl kıldı. Kurban gününe kadar bu hâl üzere devam etti. O gün kurban kesti, traş oldu. İlk yaptığı tavafla hem Hacc'ın hem de Umre'nin tavafını yerine getirdiği kanaatinde idi. Sonunda: “Resûlullah (s.a.v.) böyle yapmıştı” dedi.” Buharî, Hacc 77, 105, Muhsar 1, 3, 4, Meğâzî 35; Müslim, Hacc 180-183 (1230); Muvatta, Hacc 42 (1, 337); Nesâî, Hacc 53 (5, 158), 144 (5, 226) |
2005 © Kuts@l Topr@kl@r |