İSTİLÂM

1311) Âbis İbnu Rebîa (r.a.) anlatıyor: “Ben Hz. Ömer’i (r.a.) Haceru’l-Esved’i öperken gördüm. Onu hem öptü, hem de: “Biliyorum ki sen bir taşsın, ne bir faydan ne de zararın vardır. Ben Resûlullah’ı (s.a.v.) seni öper görmeseydim, seni asla öpmezdim” dedi.” Buharî, Hacc 50, 57, 60; Müslim Hacc, 248, 120; Muvatta, Hacc 36 (1367); Tirmizî, Hacc 37 (860); Ebu Dâvud, Menâsik 47 (1873); Nesâî, Hacc 147 (5, 227); İbnu Mâce, Menâsik, 27 (2943)

1312) İbnu Ömer (r.a.) şöyle demiştir: “Ben Resûlullah’ı (s.a.v.) Kâbe’den sadece iki rüknü öperken gördüm, bunlar da iki rükn-i Yemânî’dir.” Buhari, Hacc 59; Müslim, Hacc 242 (1267); Ebu Dâvud, Menâsik 48 (1874); Nesâî, Hacc 156 (5, 231-232)

1313) Bir rivayette, İbnu Ömer’in (r.a.) şöyle dediği belirtilmiştir: “Ben, şu iki Yemânî rükne ve Haceru’l-Esved’e Resûlullah’ın istilâm ettiğini göreliden beri rahat halde de olsam, sıkışık halde de olsam istilâmda bulunmayı hiç terketmedim.” Buharî, Hacc 60; Müslim, Hacc 245 (1268)

1314) Şeyheynin (Buharî ve Müslimümâ) bir iğer rivayetinde Nâfî der ki: “Ben İbnu Ömer’i (r.a.) (tavaf yaparken gördüm. Haceu’l-Esved’i) eliyle istilâm ediyor, sonra da elini öpüyürdu.” Buharî, Hacc 60; Müslim, Hacc 246 (1268)

1315) Ebü Dâvud ve Nesâî’deki bir rivayet şöyledir: “(İbnu Ömer) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v.), (tavafın) her şavtında rükn-i Yemânî ve Haceru’l-Esved’i istilâm etmeyi terketmezdi.” Ebu Dâvud, Menâsik 48 (1876); Nesâî, Hacc 156 (5, 231)

1316) Buharî ve Nesâî’de gelen bir diğer rivayet şöyle: “Bir adam İbnu Ömer’e (r.a.) Haceru’l-Esved’i istilâm etme hususunda sormuştu. Şu cevabı aldı: “Ben, Resûlullah’ı (s.a.v.), onu hem istilâm eder hem de öper gördüm ...” Adam tekrar sordu: “Pekâlâ, sıkışacak olsam, bana galebe çalacak olsalar, (ne yapayım İbnu Ömer (r.a.) kızgın bir eda ile: “Sorusu Yemen’de batasıca, Resûlullah’ı (s.a.v.), onu hem istilâm eder, hem öper gördüm.” Buharî, Hacc 60; Nesâî, Hacc 155 (5, 231)

1317) Amr İbnu Şuayb babası tarikiyle bildiriyor: “Abdullah’la -ki babasıdır- tavafta bulundum. Kâbe’nin arka kısmına gelince: “istiâzede (sığınmada) bulunmuyor musun?” dedim. “Ateşten Allah’a sığınırım!” dedi ve yürüdü. Haceru’l-Esved’e kadar gelip istilâmda bulundu. Rükn ile kapı arasında (Mültezem’de) durarak göğsünü, yüzünü, kollarını ve avuçlarını şöyle yamadı -onları iyice açarak gösterdi- ve sonra: “İşte Resûlullah’ı aynen böyle yaparken gördüm!” dedi. Ebu Dâvud, Menâsik 55 (1899)

1318) Ebü’t-Tufeyl anlatıyor: “Ben Hz. İbnu Abbas ve Hz. Muâviye (r.a.) ile birlikte idim. Muâviye (r.a.) hazretleri her rükne uğradıkça istilâmda bulunuyordu. İbnu Abbâs (r.a.) kendisine: “Resûlullah (s.a.v.) sadece Haceru’l-Esved ve rüknü’l-Yemânî’den başka yeri istilâm etmezdi” dedi. Hz. Muâviye şu cevabı verdi: “Beytullah’tan hiçbir şey ihmal edilmez.” İbnu z-Zübeyr bütün rükünlere (köşelere) istilâmda bulunurdu.” Buharî, Hacc 59; Müslim, Hacc 247 (1269); Tirmizî, Hacc 35 (858)

1319) Hanzala (İbnu Ebî Süfyân İbni Abdirrahman) (r.a.) anlatıyor: “Tâvus merhumu (tavaf yaparken) gördüm. Rükne gelince (Haceru’l-Esved) üzerinde izdiham bulursa sıkışıklık yapmaz, geçer giderdi; boş ve müsait bulursa üç sefer öperdi. Sonra şunu söyledi: “Ben İbnu Abbas’ı (r.a.) aynen böyle yaparken gördüm.” İbnu Abbas da: “Hz. Ömer’i (r.a.) aynen böyle yaparken gördüm” dedi. Hz. Ömer (r.a.)de: “Ben Resûlullah’ı (s.a.v.) böyle yaparken gördüm”. dedi.” Nesâî, Hacc 148 (5, 227)

1320) Urve İbnu’z-Zübeyr (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v.) İbnu Avf’a (r.a.): “Ey Ebü Muhammed! Rüknü’l-Esved’i nasıl istilâm ettin?”diye sordu. “İstilâm ettim ve bıraktım!” deyince, Resûlullah (s.a.v.); “Doğru yapmışsın” dedi.” Muvatta, Hacc 113 (1, 366)

1321) İbnu Ömer (r.a.) anlatıyor: “Kendisine Hz. Aişe’nin (r.a.): “Hıcr’ın bir kısmı Beytullah’tan değildir”dediği haber verilince şunu söyledi: “Allah’a kasem olsun, şayet Aişe bunu Resûlullah’tan (s.a.v.) işitmiş ise, kanaatım o ki, Resûlullah (s.a.v.) şu iki rüknün istilâmını, bunlar Beyt’in temelleri üzerinde olmadıkları için terketmiş olmalıdır. Keza halk da bu sebeple tavafı Hıcr’ın gerisinden yapmaktadır.” Ebu Dâvud, Menâsik 48 (1875)

1322) Ubeyd İbnu Umeyr anlatıyor: “İbnu Ömer (r.a.) iki rükne geldiği zaman (öpmek için) bunlar üzerine abanır, sıkışıklık yapardı. Kendisine: “Ey Ebu Abdirrahmân, dedim, sen Resûlullah’ın diğer ashabının hiçbirinde görmediğim şekilde bu rükünlere abanıp sıkışıklık yapıyorsun (sebebi nedir?)” Bana şu cevabı verdi: “Ben böyle yapıyorsam, Resûlullah’tan (s.a.v.) şunu işittiğim içindir: “Bu iki rüknü meshetmek günahlara kefarettir.” Keza Resûlullah’tan (s.a.v.) şunu da işittim: “Kim şu Beytullah’ı bir hafta boyu tavaf eder ve sayarsa bir köle âzad etmek gibidir.” Keza şunu da söylediğini işittim: “Kişi tavaf için bir ayağını koyup diğerini kaldırdıkça her adımı sebe­biyle Allah onun bir hatasını siler ve bir sevap yazar.” Tirmizî, Hacc 111 (959); Nesâî, Hacc 134 (5, 221)

1323) Abdullah İbnu Abbâs (r.a.) demiştir ki: “Mültezem, rükn ile kapı arasıdır.” Muvatta, Hacc 81 (1, 424)

1324) Abdurrahman İbnu Avf (r.a.) anlatıyor: “Bir adamın şöyle söylediğini işittim: “Resûlullah (s.a.v.) Ömer İbnu’l-Hattâb (r.a.)’a: “Ey Ebu Hafs, sende fazla kuvvet var. (Haceru’l-Esved’i öpeceğim diye) zayıfa eziyet vermeyesin. Rüknü boş görürsen yanaşarak istilâm et, değilse tekbir getirip geç” dedi. Sonra adam şunu söyledi: “Hz. Ömer’in (r.a.) bir adama şunu söylediğini işittim: “İnsanlara fazla kuvvetinle eziyet verme.” Rezın’in ilâvesidir. Bu rivayeti Ş’âfiî hazretleri Müsned’inde (2, 43) kaydetmiştir. Ahmed İbnu Hanbel’in Müsned’inde, hadisi bizzat Hz. Ömer rivayet eder (1, 23)

1325) Nâfi’ anlatıyor: “İbnu Ömer (r.a.) her yedide iki rek’at namaz kılardı.” Buharî, Hacc 69 Muallak (senetsiz) olrak kaydetmiştir.

1326) Urve (r.a.) anlatıyor: “İbnu’z-Zübeyr yedilerin arasını birleştirir ve yürüyüşü hızlandırırdı ve Hz. Aişe’nin (r.a.) de böyle yaptığını söylerdi. Ancak en sonda her yedi için iki rek’at (tavaf) namazı kılardı.” Rezîn’in ilavesidir.

1327) Bir diğer rivayette: “İbnu Zübeyr’in “Fecirden sonra tavaf ta bulunduğu, iki rek’ât amaz kıldığı, tavaf edince hızlı yürüdüğü” belirtilir.” Rezîn ilavesidir.

1328) Hz. Aişe’ye hizmet eden bir kadının rivayetine göre: “Hz. Aişe (r.a.) kendisiyle birlikte kesintisiz, yedili dört tavaf yapmış, her bir yedinin ardından kılınması gereken iki rek’atlik tavaf namazlarını en sonda ard arda kılmıştır. Hz. Aişe (r.a.) ilâveten demiştir ki: “Her bir şavtın sonunda rüknü istilâm müstehabdır.” Rezîn ilâvesidir.

1329) Abdurrahrmân İbnu Abdi’l-Kâri anlatıyor: “Ömer İbnu’I-Hattâb (r.a.) ile, sabah namazından sonra tavaf ettik. Hz. Ömer tavafı tamamlayınca güneşe baktı ve (doğduğunu) göremedi. Devesine binip Zu-Tavâ nam mevkiye kadar geldi. Orada devesini durdurarak iki rek’at (tavaf sünnetini) kıldı.” Muvatta, Hacc 38 (1, 369)

1330) İsmail İbnu Ümeyye (merhum) anlatıyor: “Zührî’ye, “Atâ: “Farz namaz, iki rek’atlik tavaf namazının yerini de tutar” diyor, (ne dersiniz?)” dedim. Şu cevabı verdi: “Sünnete uymak daha iyidir. Resûlullah (s.a.v.) yedi şavtlık bir tavaf yaptı. Mutlaka onun için iki rek’atlik bir tavaf namazı kılmıştır.” Buharî, Hacc 69

1331) Hz. Câbir (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v.), iki rek’atlik tavaf namazında iki İhlâs süresini yani: Kul yâ eyyuhe’l-kâfirûn ve Kul hüvallahü ehad sürelerini okudu.” Tirmizî, Hacc 43 (869)

1332) Kesir İbnu Cemhân anlatıyor: “İbnu Ömer’i (r.a.), sa’y mahallinde (mes’a) yürürken görüp kendisine: “Koşma mahallinde yürüyor musun?” dedim. Bana: “Koşsaydım, Resûlullah’ı (s.a.v.) koşuyor görmüşüm demektir. Yürüdüysem Resûlullah’ı (s.a.v.) yürür gördüm demektir. Şimdi ben yaşlı bir insanım.” Tirmizî, Hacc 39 (864); Ebu Dâvud, Menâsik 56 (1904); Nesâî, Hacc 174 (5, 241-242); İbnu Mâce Hacc 43 (2988)

1333) Hz. Câbir (r.a.) anlatıyor: Resûlullah (s.a.v.) Safâ’dan indiği zaman normal yürürdü. Ayakları vâdinin tabanına değince de koşardı. Koşması vâdi tabanının bitimine kadar devam ederdi.” Muvatta, Hacc 42 (1, 374); Nesâî, Hacc 178 (5, 243)

1334) Yine Hz. Câbir (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah’ı (s.a.v.) Mescid-i Haram’dan çıkıp Safâ’ya yönelirken: “Allah’ın başladığı ile başlayalım” deyip (sa’ye) Safâ’ dan başladığnı gördüm.” Muvatta, Hacc 42 (5, 374); Tirmizî, Hacc 38 (862); Nesâî, Hacc, 163 (5l235), 168 (5l237) Bu mânâda Müslim’de de gelmiştir: Hacc 147 (1218). Keza Ebu Dâvud’da Menâsik 57 (1905); İbnu Mâce, Menâsik 84 (3074)

Rezîn, Ebu Hüreyre’den (r.a.) naklen şu ilâvede bulundu: “Resûlullah (s.a.v.), Safâ’ya çıkınca oradan Beytullah’a baktı, ellerini kaldırıp dilediği şekilde Allah’ı zikretmeye koyuldu.”

1335) İbnu Abbâs (r.a.) anlatıyor: “Safâ ile Merve arasında, vâdinin dibinde koşmak sünnet değildir. Burada cahiliye ehli koşar ve şöyle derdi: Bathâ’yı (vadinin dibini) biz ancak koşarak geçeriz.” Buhârî, Menâkıbu’l-Ensar 26

1336) Safiyye Bintu Şeybe anlatıyor: “Bir kadın dedi ki: “Resûlullah’ı (s.a.v.), Safâ ve Merve tepeleri arasındaki vadinin dibinde “Vadi ancak koşularak katedilir” diyerek yürürken gördüm.” Nesaî, Hacc 177 (5, 242); İbnu Mâce, Menâsik 43 (2987)

1337) Zührî (merhum) anlatıyor: “İbnu Ömer’e (r.a.) sordular: “Sen Resûlullah’ı (s.a.v.) Safâ ile Merve arasında remel yaparken (hızlı koşarken) gördün mü?” “Evet, dedi. İnsanlardan bir cemaatle birlikteydi. Hep birlikte koşuyorlardı. Ben onları onun koşusuyla koşuyor görüyordum.” Nesâî, Hacc, 175 (5, 242)

2005 © Kuts@l Topr@kl@r
www.kutsaltopraklar.net