TAVAF VE SA’YİN AHKÂMI 1338) İbnu Abbâs (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Beytullah etrafındaki tavaf, namaz gibidir. Ancak bunda konuşabilirsiniz. Öyle ise, kim tavaf sırasında konuşursa sadece hayır konuşsun.” Tirmizî, Hacc 112 (960); Nesâî, Hacc 136 (5, 222) 1339) Nesâî’nin bir başka rivayetinde şöyle buyurulmuştur: “Tavaf sırasında az kelâm edin. Zîra sizler namazdasınız.” 1340) İbnu Abbâs (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v.), Veda haccında bir deve üzerinde tavaf yaptı. Rükn’e bir bastonla istilam buyurdu.” Bir rivayette: “Rükn’e her gelişinde, ona elindeki bir şeyle isaret buyurdu” denmiştir. Buhârî, Hacc 58, 61, 62, 74, Salât 24, Müslim, Hacc 253 (1272);Ebu Dâvud, Menâsik 49 (1877); Nesâî, Hacc 15 (5, 233); Tirnıizî, Hacc 40 (865); İbnu Mâce, Menâsik 28 (2948) 1341) Ebu Dâvud’da gelen bir diğer rivayette: “Resûlullah (s.a.v.) Mekke’ye geldiği vakit hasta idi. Bu sebeple bineği üzerinde tavaf etti. Tavaf sırasında Rüknün karşısına her gelişte onu bastonu ile selamladı. Tavafını bitirince, devesini ıhdı ve iki rek’at namaz kıldı.” denir. Ebu Dâvud, Menâsik 49 (1881) 1342) Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v.) halk kendinden uzaklaştırılır endişesiyle deve üzerinde tavaf etti ve Rükn’ü istilâm buyurdu.” Müslim, Hacc 256 (1274); Nesâî, Hacc 140 (5, 224) 1343) Müslim ve Ebü Dâvud’un İbnu Abbâs’tan (r.a.) kaydettikleri bir diğer rivayette şöyle denir: “Resûlullah (s.a.v.) Rükn’e beraberinde bulunan bir bastonla istilâmda bulunuyor ve bastonu öpüyordu.” 1344) Ümmü Seleme (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah’a (s.a.v.) hasta olduğumu söyledim. Bana: “ Öyleyse, insanların gerisinden, bir hayvan üzerinde tavaf et” dedi. Ben, Resûlullah (s.a.v.) Beytullah’ın yan tarafında namaz kılarken tavaf ettim. O namazda “Ve’t-Tür ve Kitâbi’n-Mestur” süresini okuyordu.” Buhârî, Hacc 74, 64, 71, Salât 78; Müslim, Hacc 258 (1276); Muvatta, Hacc 40 (1, 371); Ebu Dâvud, Menâsik 49 (1882); Nesâî, Hac 138 (5, 223); İbnu Mâce, Menâsik 34 (2961) 1345) Vebre İbnu Abdirrahmân anlatıyor: “Bir adam, İbnu Ömer’e (r.a.): “Vakfe yerine gelmezden önce Beytullah’ı tavaf etmem uygun olur mu?” diye sordu. İbnu Ömer (r.a.) cevâben: “Evet!” deyince, adam: “Ama İbnu Abbâs (r.a.): “Vakfe yapmadan Beytulah’ı tavaf etme” dedi!” der. İbnu Ömer de (r.a.): “Resûlullah (s.a.v.) hacc yaptı. O zaman, vakfe yapmadan Beytullah’ı tavaf etti. Ve dahi, şayet sözünde sâdık isen, Resûlullah’ın (s.a.v.) sözüyle amel mi daha doğrudur, İbnu Abbas’ın kavliyle amel mi?” der.” Müslim, Hacc,187 (1233); Nesâz, Hacc 141 (5, 224) 1346) İbnu Abbâs (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v.) (Veda haccında) Mekke’ye geldi, tavafını yaptı, Safâ ve Merve arasında sa’yetti. (Geldiği zaman yaptığı bu ilk) tavaftan sonra, Arafat’tan dönünceye kadar Kâbe’ye yaklaşmadı.” Buhârî, Hacc 70, 23, 127 1347) Cübeyr İbnu Mut’im (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Ey Abdümenafoğulları, sizden kim halkı idârede bir sorumluluk deruhte ederse, Beytullah’ı gündüz veya gece herhangi bir saatte ziyaret edip namaz kılanı sakın menetmesin.” Tirmizî, Hacc 42 (868); Ebu Dâvud, Menâsik 53 (1894); Nesâî, Hacc 137 (5, 223); İbnu Mace, İkâmetu’s-Salât 149 (1254) 1348) Ebuz-Zübeyr el Mekkî anlatıyor: “İbnu Abbâs’ın (r.a.) ikindi namazından sonra yedi kere tavaf edip hücresine çekildiğini gördüm. Artık orada ne yaptığını (tavaf namazı kılıp kılmadığını) bilmiyorum.” Ebu’z-Zübeyr devamla dedi ki: “Ben Beytullah’ın sabah namazından sonra, güneş doğuncaya kadar, ikindi namazından sonra da güneş batıncaya kadar boşaldığını, kimsenin tavaf etmediğini gördüm.” Muvatta, Hacc 117 (1, 369) ZİYARET TAVAFI 1349) İbnu Abbâs ve Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v.), yevm-i nahrde (Kurban’ın birinci günü) tavafı geceye te’hir etti.” Bir başka rivayette: “... Ziyâret tavafını” denmiştir. ... Beyt-i Atik’i tavaf etsinler” (Hacc 29) âyetiyle emredilen tavaf bu tavaftır. Ebu Dâvud, Menâsik 83 (2000); Tirmizî, Hacc 80 (920); İbnız Mâce, Menâsik 77 (3059) Bu hadisi Buhârî, ta’lik olarak kaydetmiştir. (Hacc 129) 1350) Nâfi, İbnu Ömer’den (r.a.) naklen diyor ki: “Resûlullah (s.a.v.) yevm-i nahirde ifâza (ziyâret) tavafını yaptı, sonra dönüp öğleyi Mina’da kıldı.” Buhârî, Hacc 129, Müslim, Hacc 335 (1308); Ebu Dâvud, Menâsik 83 (1998) VEDA TAVAFI 1351) İbnu Abbâs (r.a.) anlatıyor: “Halk (haccın bitmesiyle) her tarafa dağılıyordu. Resûlullah (s.a.v.): “Sakın kimse, son vardığı yer Beytullah olmadıkça bir yere gitmesin” buyurdu.” Müslim, Hacc 379 (1327); Ebu Dâvud, Menâsik 84 (2002); İbnu Mâce, Menâsik 82 (3070) 1352) Muvatta’da geldiğine göre, Hz. Ömer (r.a.) şöyle buyurmuştur: “Hacc menâsikinin en sonuncusu Beytullah’ı tavaftır.” Muvatta’da kaydedilir ki, Hz. Ömer (r.a.) veda tavafı yapmadan ayrılan birisini Merrü’z-Zahrân denen yerden veda tavafı yapmak üzere geri çevirdi.” Muvatta, Hacc 1, 369 1353) İbnu Abbâs (r.a.): “Kadın hayızlı olduğu takdirde (veda tavafı yapmadan) yola çıkmasına ruhsat verildi” demiştir. Buhârî, Hayz 27, Hacc 144; Müslim, Hacc 380 (1328) 1354) Bir rivayette şöyle gelmiştir: “Halka, son varacakları yerin Beytullah olması emir buyuruldu. Ancak hayızlı kadına ruhsat verildi.” Müalim, Hacc 380 (1328) 1355) Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah’ın (s.a.v.) zevcelerinden Safiyye Bintu Huyey (r.a.) hayız oldu. Durum Resûlullah’a haber verilmişti. “O bizi burada hapis mi edecek!” dedi. Kendisine, Safıyye’nin tavâf-ı ifâzayı yapmış olduğu söylenince: “Öyleyse hayır, (beklemenize gerek yok, yola çıkınız)” açıklamsında bulundu.” Buhârî, Hacc 129,145, Hayz 27, Megâzî 77; Müslim, Hacc, 382 (1211); Muvatta, Hacc 225-228 (1, 412-413); Nesâî, Hayz 23 (1, 194); Tirmizî, Hacc 99 (943); Ebu Davud, Menasik 85 (2003); Nesâî, Hayz 23 (1, 194); İbnu Mâce, Menâsik 83 (3072 Bu metin Şeyheyn (Buhârî ve Müslim) metnidir.) 1356) Amre merhum anlatıyor: “Hz. Aişe (r.a.) beraberinde kadınlar olduğu halde haccetse, kadınların hayız oluvermelerinden korkardı: Bu sebeple yevm-i nahirde (kurbanın birinci giünü) hemen onlara öncelik tanır ve derhal ifâza tavaflarını yaptırırdı. İfâza tavaflarını yaptılar mı, artık onları (temizlensinler de veda tavafı da yapsınlar diye) beklemez, kadınlar hayızlı iken hemen (Medine’ye dönmek üzere) yola çıkardı.” Muvatta, Hacc 227 (1, 413) ERKEKLERİN KADINLARLARLA KARIŞIK TAVAFLARI 1357) İbnu Cüreyc anlatıyor: “Ata, bana İbnu Hişâm’ın kadınları erkeklerle karışık olarak tavaftan yasakladığı zaman dedi ki: “O bunu nasıl yasaklar, Resûlullah’ın (s.a.v.) zevceleri bile erkeklerle birlikte haccettiler!” Ben Atâ’ya sordum: “Onların beraber haccları örtünme emrinden önce miydi, sonra mıydı?” “(Evet, kasem olsun) buna, ben örtünme emrinden sonra şâhid oldum!” diye cevap verdi. Ben tekrar sordum: “Pekâlâ erkeklere nasıl karışırlardı?” Şu cevabı verdi: “Erkeklere karışmazlardı, Hz. Aişe (r.a.) erkeklerden ayrı olarak tavaf ederdi, onlara karışmazdı.” Hatta bir kadın kendisine: “Ey mü’minlerin annesi, yürü (Hacerü’l-Esved’e elimizi değerek) istilâm edelim!” demişti de Hz. Aişe ona: “Sen dilediğin şekilde git” deyip kendisi gitmekten imtina etmişti.Onlar geceleyin kim oldukları bilinmez halde çıkarlar, (erkeklerle beraber tavaf yaparlardı.) Beytullah’a girmek istedikleri zaman da, erkeklerin tamamen çıkarılmış olmalarına kadar durup beklerler, sonra girerlerdi. (Atâ devamla): “Ben (Mekke kadısı) Ubeyd İbnu Umeyr’le birlikte,Müzdelife’deki Sebir dağında mücâvir (yani ikamet eder) olan Hz. Aişe’nin (r.a.) yanına giderdim” dedi. Ben hemen sordum: “Pekâlâ Hz. Aişe’nin örtüsü ne idi?” “Keçeden yapılmış küçük bir Türk çadırının içindeydi. Çadırın bir perdesi vardı. Aişe (r.a.) ile bizim aramızda bu perdeden başka bir şey yoktu. Ben Hz. Aişe’nin üzerinde gül renginde bir zıbın gördüm.” Buhârî, Hacc 64 |
2005 © Kuts@l Topr@kl@r |