BEYTULLAH'A GİRİŞ

1370) Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v.) mesrür bir halde yanımdan çıkmıştı, sonra üzüntülü olarak geri döndü. Dedi ki: “Kâbe’ye girdim. Ancak pişman oldum, yaptığım bu işi geri getirebilseydim, girmezdim. Ümmetime meşakkat vermiş olmaktan korkuyorum.”

1371) Tirmizî’de şöyle denir: “...Yapmamış olmayı temenni ettim. Zîra, kendimden sonra ümmetimi yormuş olmaktan korkuyorum.” Ebu Dâvud, Menâsik 95 (2029); Tirnıizî, Hacc 45 (873); İbnu Mâce, Menâsik 79 (3063)

1372) İbnu Ömer (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v.), beraberinde Usâme İbnu Zeyd, Bilâl, Osman İbnu Talha (r.a.) olduğnu halde hep beraber girip kapıyı kapadılar. Açtıkları zaman içeri ilk giren ben oldum. Bilal’le karşılaştım ve hemen Resûlullah (s.a.v.)’ın Kâbe’nin içerisinde namaz kılıp kılmadığını sordum. “Evet” dedi, “iki Yemânî direk arasında.” Kaç rek’at kıldığını sormayı unuttum.”

1373) Bir rivayette geldiğine göre (İbnu Ömer) şöyle demiştir:”Çıktığı zaman Bilâl’e (r.a.) sordum: “Resûlullah (s.a.v.) içerde ne yaptı?” Cevaben: “İki direği sağına, birini de soluna aldı, üç direği de arkasına aldı. -O zaman Beytullah’ta altı direk vardı- sonra namaz kıldı.”

1374) Bir rivayette şöyle gelmiştir: “Beytullah’a girdiği zaman soluna gelen iki direk arasında iki rek’at namaz kıldı. Sonra çıktı ve Kâbe’nin önünde iki rek’at namaz kıldı.”

1375) Müslim’in bir diğer rivayetinde şöyle gelmiştir: “Resûlullah (s.a.v.) Fetih senesi, devesi Kasvâ’nın üzerinde olduğıı halde ilerledi, terkisinde de Üsâme (r.a.) vardı.”

1376) Bir diğer rivayette şöyle denmiştir: “...Üsâme’ye ait bir devenin üzerinde (gelip) Kâbe’nin avlusunda deveyi ıhdı. Sonra, Osman İbnu Talha’yı (r.a.) çağırdı ve: “Kâbe’nin anahtarını bana ver!” dedi. Osman annesine koştu. Ancak kadın vermekten imtina etti. Osman (r.a.): “Allah’a kasem olsun ya derhal verirsin veya şu kılıncım belimden hemen çıkacaktır!”diye kükredi. Bunun üzerine kadın anahtarı Osman’a hemen verdi, o da Resûlullah’a (s.a.v.) getirip teslim etti. Resûlullah (s.a.v.) Kâbe’yi açtı ...” Devamını önceki rivayetteki gibi zikretti.

1377) Yine Müslim’de kaydedilen bir rivayette, İbnu Abbâs (r.a.) şunu söyler: “Sizler Kâbe’yi tavafla emrolundunuz, içine girmekle değil.” Ve der ki: “Üsâme (r.a.) bana, Resûlullah’ın (s.a.v.), Beytullah’a girdiği zaman her tarafında dua ettiğini, dışarı çıkıncaya kadar namaz kılmadığını, çıkınca Beytullah’ın önünde (kapısına yakın yerde) iki rek’at kılıp: “Bu (Beyt), kıbledir” dediğnni haber verdi.”

1378) Buhârî’nin bir diğer rivayetinde şöyle denmiştir. “Resûlullah (s.a.v.) Kâbe’ye girdi. İçeride altı direk vardı. Her bir direğin yanında bir miktar durdu, dua etti, ama namaz kılmadı.”

1379) Nesâî’de şöyle denmiştir: “Kâbe’ye girdi ve her tarafında tesbihde bulundu. Namaz kılmadan çıktı. Makâm’ın gerisinde iki rekat namaz kıldı.”

1380) Nesâî’nin bir diğer rivâyeti şöyle: “Resûlullah (s.a.v.) Kâbe’ye girdi, ilerledi. Kapıya yakın bulunan iki sütunun arasına gelince oturdu. Allah’a hamd ve senâda bulundu. Sonra kalkıp Kâbe’nin arka cihetinden karşısına gelen kısma kadar yürüdü. Alnını ve yanağını sürdü. Allah’a hamd’u senâda bulundu, dua ve istiğfar etti. Sonra Kâbe’nin her bir köşesine gitti ve her birini tekbir, tehlil, tesbih ve Allah Teâla’ya senâ, dua ve istiğfarla karşıladı.Sonra çıkıp, Beytullah’ın ön yüzünde iki rek’at namaz kıldı. Namazdan çıkınca: “Bu (Beyt), kıbledir” dedi.” Buhâri, Hacc 51, 52, 54, Megâzî 77, 48, Salât 30, 81, 96, Teheccüt 25, Cihâd 127; Müslim, Hacc 388-397 (1329-1332); Muvatta, Hacc 193 (1, 398);Ebu Dâvud, Menâsik 93 (2023); Nesâî, Mesâcid 5 (2, 33-34), Hacc 126, 127, 131, 139 (5, 216-221), Kıble 6 (5, 217)

1381) İbnu Abbâs (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v.) (Mekke’ye) geldiği vakit içerisinde put olduğu için, Beytullah’a girmekten imtina etti (kaçındı). Onların çıkarılmalarını emretti. Hepsi de çıkarıldı. Hz. İbrahim ve Hz. İsmâil (aleyhimâsselam)’in ellerinde fal okları bulunan heykelleri de çıkarıldı. Resûlullah (s.a.v.) (bunu görünce): “Allah canlarını alsın! Allah’a kasem olsun, onlar da bilirler ki, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail (aleyhimâsselam) bu oklarla kısmet aramadılar.” Buhârî, Hacc 54, Enbiya 8, Megâzî 48; Ebu Dâvud, Hacc, 93 (2027)

1382) Eslemiyye (r.a) anlatıyor: “Hz. Osman (r.a)’a dedim ki: “Resûlullah (s.a.v.) seni çağırdığı zaman sana ne söyledi.” Bana şu cevabı verdi: “Resûlullah (s.a.v.) bana: “Sana iki boynuzu örtmeni söylemeyi unuttum. Zîra Beytullah’da namaz kılan kimseyi meşgul edecek herhangi bir şeyin bulunması doğru değildir” dedi. “ Ebu Dâvud, Menasik 95 (2030)

1383) Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor: “Ben Kâbe’ye girip içinde namaz kılmayı çok arzu ediyordum. Resûlullah (s.a.v.) ellerimden tutup beni Hıcr’a soktu ve: “Beytullah’a girmek istiyorsan burada namaz kıl. Zîra burası ondan bir parçadır. Senin kavmin Kâbe’yi (tamir maksadıyla) yeniden inşa ederken, inşaatı kısa tutup onu Beytullah’tan hâriç bıraktılar”dedi.” Tirnizî, Hacc 48 (876); Ebu Dâvud, Menâsik 94 (2028); Nesâî, Hacc 129 (5, 219), Muvatta, Hacc 105 (1, 364) Muvatta’nın rivayeti mânâ yönüyle mutabakat sağlar.

1384) Nesâî’de gelen bir diğer rivayet şöyle: “(Hz. Aişe der ki):”Ey Allah’ın Resûlü, dedim, Beytullah’a girmeyeyim mi?” Bana şu cevabı verdi: “Hıcr’a gir, çünkü o da Beytullah’tan bir parçadır.” Nesâî, Hacc 129

1385) Nâfi ‘anlatıyor: “İbnu Ömer (r.a), Kâbe’ye girdi mi, girince yüzü istikâmetinde yürür, kapıyı arkasında tutar, karşı duvarla arasında üç zira’lık mesâfe kalıncaya kadar düz yürür, (orada durup) namaz kılar, böyle davranmakla, Hz. Bilâl’in (r.a.), “Resûlullah (s.a.v.) burada kıldı” diye haber verdiği yerde namaz kılmayı kastederdi. Ancak (İbnu Ömer) şunu da söyledi: “Kişinin, Beytullah’ın içerisinde, dilediği noktada namaz kılmasında bir beis yoktur!” Buharî, Hacc 52, 51, Salât 30, 81, 96

2005 © Kuts@l Topr@kl@r
www.kutsaltopraklar.net