EVİME DÖNMÜŞ GİBİYİM

Kâbe, her gün en az beş defa dönüp selamladığımız, Allah’ın huzuruna yöneldiğimiz kıblemiz. Gücü yetenin ömründe bir defa o mekanı ziyaret etmesi Allah’ın emri. Oraya bir defa gidip gelmişlerin, hacı olmuşların televizyonda gördüğü zaman neden gözlerinin yaşardığını, ‘ah keşke bir daha gitsem de hiç gelmesem’ demesini hiç gitmeyenler anlayamaz. Çünkü sadece orada bir ateş düşer insanın kalbine ve bir ömür boyu küllenmez artık. Tıpkı İngiltere’de doğup büyümüş, 7 sene önce Müslüman olmuş Yasemin Sayın gibi andıkça mübarek beldeleri ağlar durur o kişiler. Türkiye’de yaşamaya başladıktan sonra çevresindeki insanların Kâbe’yi andıkça neden ağladığını bir türlü çözememiş Yasemin Hanım da. Ta ki, 2003’te hacca gidip dönene kadar. “Aynı şeyi ben yaşıyorum. Ağlıyorum; ama mutlu gibi. Tekrar gitmek istiyorum. Keşke orada kalaydım. Orada çocuk veya aile gelmiyor insanın aklına. Anlatmak için fazla kelimem yok; ama orada hemen ağlıyorsun; ama mutlu gibi ağlıyorsun. Aklıma geldikçe ağlayabilirim.” diyor yeni öğrendiği Türkçesiyle.

Yasemin Sayın, 1997’de Müslüman oldu. 2000’de Hamit Sayın ile evlendi. Çiftin Esma Belkıs (5) adında bir kızı, Ahmet ve Bilal (3) adlı ikiz oğulları var. Yasemin Hanım, Müslüman olma kararını tamamen kendi okuma ve araştırmalarının sonucunda vermiş. Ailesiyle birlikte İngiltere’de yaşarken Hamit Sayın ile tanışmış. Orada çalıştığı firma İstanbul’da şube açınca Türkiye’ye gidip gelmeye başlamış. Hamit Bey kendi firmasında çalışmasını önerince de kabul etmiş ve İstanbul’da yaşamaya başlamış. Bu arada arkadaş çevresinin hediye ettiği İngilizceye çevrilmiş kitaplardan İslam’ı öğrenmeye başlamış. Yasemin Hanım’a Müslüman olması için kesinlikle baskı yapmadıklarını belirten Hamit Bey, “Eşimin İslamiyet’i seçişi arayışla oldu.

İslamiyet’teki düsturlar çok hoşuna gitti. İçkinin yasak olması, yardımlaşma, Müslüman bir toplum olan Türkiye’deki güvenlik seviyesi, insanların birbirlerine gidip gelmeleri, çocuklarını birbirlerine emanet edebilmeleri gibi ahlaki erdemler onu çok etkiledi. Özellikle Fethullah Gülen Hocaefendi’nin kitapları onu çok bilgilendirdi.” diyor. İngilizce kaynak kitap azlığı nedeniyle her birini birkaç kere okuduğu kitapları ailesine vermeye başlayan Yasemin Hanım da “Bu kitapları onların da okumasını istiyorum.

Benim ailem dindar değildi. Hıristiyan değildim. Allah’a inanıyordum; ama kendi kendime. Bir Yaradan olduğuna inanıyordum. Dua etme ihtiyacını duyuyordum ve ediyordum. Vaftiz edilmemiştim. Öğrendiklerimde mantıksız bir şey bulmadım. Hoşuma gitti yavaş yavaş. Allah’a inanmaya başladım.” diyor.

Yasemin Hanım, ilk ibadet olarak oruç tutmuş. Hayatında Arapçayı hiç duymadığı için namazı biraz yavaş öğrenmiş. Önce sadece hareketlerini yapmış. Yavaş yavaş kısa sûre ve duaları ezberlemiş. Başını örtüp tesettürlü giyinmenin de hiç zor gelmediğini vurgulayan Yasemin Hanım, “Örtü, hayatımda en kolay uyum sağladığım şey oldu. Üstelik böyle çok rahatım. Örtünmeye başladıktan sonra acaba unutur da örtüsüz dışarı çıkar mıyım diye korkuyordum; ama hiç böyle bir şey olmadı. Çok sevdim bu kıyafeti. Ailemle hiç sorun yaşamadım. ‘Seni böyle daha mutlu ve sakin görüyoruz.’ diyorlar.

Yasemin SAYIN

2005 © Kuts@l Topr@kl@r
www.kutsaltopraklar.net