EBU EYYUB EL-ENSARİ HAZRETLERİNE

Hac, sadece farz bir ibâdet değil, aynı zamanda İslâm dininin üzerine bina edildiği beş esastan (şarttan) biridir.

Kur'ân-ı Kerim'de haccın mânâ ve önemine işaret eden ve bu ibâdetin eda şeklinden bahseden yirmi beş âyet vardır, ayrıca bir de "Hacc Sûresi" bulunmaktadır.

Yüce Allah müslümanlara, Mekke-i Mükerreme'deki Kâ'be'yi hac ve ziyaret etmeyi emretmiş. (Âl-i İmran, III, 97) bu emir doğrultusunda o günden bu güne renkleri, dilleri, ülkeleri ayrı fakat inançları aynı müslümanlar, büyük topluluklar halinde hac yolculuğuna çıkmışlardır.

Müslümanlar vahyin haclegâhı, Cibril'in iniş yeri, Hz. Peygamber ve arkadaşlarının gezip dolaştığı mübarek toprakları dünya durdukça ziyaret edecekler, oralarda bir insan mehceri haline gelip inançlarının câvîdânî hazzını tadacaklardır.

O halde yüzbinlerce müminin katıldığı uzun hac yolculuğunu düzenli bir şekilde yürütmek, hacıları huzur ve güven içinde mukaddes beldelere götürüp getirmek oradaki görevlerini eksiksiz yapabilmeleri için onları hac menasiki ile ilgili bilgilerle donatmak, önemli bir mesele olarak ortaya çıkmaktadır.

Nitekim Hz. Peygamber h. 10. yılda vedâ haccında bizzat kendileri hacı adaylarına Arafat'ta ne zaman vakfe yapılır, Mina'ya ne zaman inilir, taşlar ne zaman ve nasıl atılır, kurban ne zaman kesilir, Kâ'be nasıl tavaf edilir vs. uygulamalı olarak öğretmiştir. Onun vefatından sonra Hulefa-i Raşidin ve onları takip eden müslüman idareciler hacıları mukaddes beldelere götürüp getirmeye ve onlara hac ibâdetini yaptırma görevini ya bizzat kendileri yapmışlar veya yerlerine vekil tayin ederek bu vazifeyi ifâ etmişlerdir.

TARİHÇE

Hac mevsiminde İslâm dünyasının çeşitli bölgelerinden gelen hacı adaylarını Mekke'ye götürüp getiren onlara hac farizasını yaptıran görevliye emiru'1-hacc (hac yöneticisi) adı verilir. Bu görev Mekke'nin fethinden sonra ortaya çıkmıştır. Hz. Peygamber hicri sekizinci yılda Mekke'yi fethedip orada Attab b. Esîd'i âmil (vali) tayin ederek Mekke'ye döndü. Aynı yılın hac mevsiminde Attab b. Esîd müslümanlara hac ibâdetini yaptırdı.

H. 9. yılda Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekr'i hac emiri tayin etti. Hz. Ebû Bekir 300 kişinin başında yola çıktı. O sırada "Berâe Sûresi" nazil oldu. Bu sûre Allah ve Resûlü'nün müşriklerden berî olduğunu bildirerek başlayıp onlarla yapılan anlaşmaların feshedileceğini haber vermekteydi. Hz. Peygamber, bu âyetlerin duyurulması görevini de Hz. Ali'ye vermiştir.

Hz. Ebû Bekir hac emiri olduğu için Medine'ye dönünceye kadar namazı o kıldırmış, Hz. Ali de ona uymuştur. Terviye gününden bir gün önce Hz. Ebû Bekr bir hutbe okuyarak hac menâsikini insanlara açıklamış, kurban bayramının birinci günü Hz. Ali cemretü'l-akabe'nin yanında insanlara hitap edip Berâe Sûresi'nin başından otuz yahut kırk âyet okumuştur. H. 10. yılda Hz. Peygamber, bizzat hac emirliğini yaptığı ve tarihe vedâ haccı olarak geçen haccını edâ etmiştir.

Hz. Ebû Bekir döneminde h. 1l. yılda Hz. Ömer hac emirliği yaptı. H. 12. yılda ise bizzat halife bu görevi ifâ etti.

Hz.Ömer'in halifeliğinde sadece hicri 13. yılda Abdurrahman b. Avf hac emirliği yaptı, h.14. yıldan 23. yıla kadar bizzat halife bu görevi yürüttü.

Hz. Osman döneminde de h. 24. yılda yine Abdurrahman b. Avf hac emirliği yaptı. H. 25. yıldan h. 34. yıla kadar olan devrede bizzat Hz. Osman hac emirliğini derûhte etti. Hz. Ali'nin halifeliği devrinde h.36. yılda Abdullah b.Abbas hac emirliği yapmış, h. 37. yılda Şeybe b. Osman, h. 38. yılda Hz. Ali'nin Mekke valisi Kusam b. Abbas... hac emirliği yapmışlardır.

H. 39. yılda ilk defa Arafat'ta biri Hz. Ali diğeri Muaviye tarafından gönderilen iki hac emiri bulunmuş, bunlar aralarında Şeybe b. Osman'ın o sene hac emirliği yapması hususunda anlaşmışlardır. H. 68. yılda da Arafat'ta dört halife adayı hac emiri olarak bayrak açmışlardır. Bunlar:

1. Hz. Ali'nin oğlu Muhammed b. el-Hanefiyye,

2. Abdullah b. Zübeyr

3. Necde b. Âmir

4. Mervan b. el-Hakem

Bunlar arasında hiçbir çatışma çıkmamış, ihtilâf sahâbe ileri gelenleri tarafından giderilmiştir.

Emevi halifelerinden beş tanesi; Muaviye, Abdülmelik b Mervan ve oğulları Velid, Süleyman, Hişâm bizzat hac emirliği yapmışlar, diğerleri çoğunluğu Ümeyyeoğullarına mensup kişileri hac emiri olarak görevlendirmişlerdir. Abbasilerin ilk dönemlerinde hac emirleri Abbasi hanedanı fertlerinden, daha sonra eşraftan, özellikle komutanlardan seçilirdi. Abbasi halifelerinden Ebû Cafer el-Mansur yedi, el-Mehdi bir, Harun er-Reşid dokuz kere hac emirliği yapmıştır.

Osmanlı hakimiyetinde Mısır Memlükleri ve Osmanlı padişahları ayrı ayrı hac emirlerini nasbetmişlerdir. Osmanlı padişahları çoğunlukla her sene Şam veya Haleb, bazan da Trablus, Şam, Yemen valilerini hac emiri olarak tayin ederlerdi. Mısır hac emiri Kahire'de toplanan hacı adaylarını Şam valisi ve Hac emiri de Şam'da toplanan hacı adaylarını Mekke'ye götürürdü. Osmanlı halifesini temsil etmek üzere İstanbul'dan, bu şehirde toplanmış hacı adaylarını götürmek üzere SÜRRE EMİRİ tayin edilirdi.

Bu devirde bütün Osmanlı hakimiyeti altındaki topraklarda hacı kafilelerinin güvenliklerinden sancak beyleri sorumlu idi. Şam'dan itibaren ana yol üzerindeki sancak beyleri hac mevsiminde hac emirinin emrinde bu görevi yerine getirirlerdi. Ayrıca Fas'tan itibaren Güney Afrika hacı adaylarının da bulunduğu Mısır kafilesinde ve Şam hac emirinin maiyetinde muhafız kuvvetleri de bulunurdu.

Osmanlı döneminde müjdeci adı verilen bir memur hac emirinin yanında bulunur. O yılın hac yolculuğu hakkında tuttuğu bir raporu rabiu'l-evvel ayının onuncu gününe kadar hükümet merkezine getirir. Böyle bir rapora dayanarak Şam valisi hac emiri İsmail Paşa'ya gönderilen emirname hac yolculuğunda disipline ne kadar önem verildiğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Bu emirnâmede şöyle denmektedir: "Huccâc-ı müslimîn, Şam-ı şeriften Mekkeyi Mükerreme'ye varıp gelince kadîmden Mekke-i Mükerreme kadısı ve büyük sakabaşı ve müjdecibaşı ve çavuşbaşı topların ve mehterlerin ardında ve Medine-i Münevvere kadısı ve sürre emiri ve küçük sakabaşı orta yerinde vesair katarlar dahi kadîmi yerlerinde yürüyü gelip huccâc-ı müslimîn rencide olunmaz iken birkaç seneden berü katarların tertibi bozulup yerli yerinde yürütülmeyip huccâc-ı müslimîne zahmet ve rencide olunduğu ilam olunmakla sanki vezir-i muşarunileyhin kadimden ne veçhile yürütülmekte ise yine nizâm-ı kadimleri üzere yerli yerinde yürüyüp kadîme mugayir hareket ile huccâc-ı müslimini deveciler ve akkamlardan ve sairden rencide ve remide olunmamaya begayet tekayyud ve ihtimam eylemen babında sene 1137 evâsıt-ı Ramazan (Mühimme 132, s. 293)"

Hac emirlerinin, hac yolcularını disiplin, emniyet içinde mukaddes beldelere götürüp getirmekten başka, hac mevsimi içinde yapılacak hac menâsikini öğretme, yönetme, gerekirse verilen cezaların infazını nezaret etme gibi görevleri de vardır. Bu itibarla fakihler, hem uygulamaları ve hem de İslâm'ın bu konudaki genel prensiplerini dikkate alarak hac emirliği ile ilgili fıkhî meseleleri ele almış ve bunları "İslâm âmme hukukuna" ait eserlerde tartışmışlardır. Bu konudaki fıkhî meseleleri aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür:

Hac Emirliği ile İlgili Bazı Fıkhî Meseleler

Hac ibadetini eda etmek için Mekke-i Mükerreme'ye gitmek, sonra hac ibadetini eda etmek gerekmektedir. Bu itibarla hac emirliği (yönetmeliği) de iki kısımda ele alınmaktadır.

A. Mukaddes beldelere geliş ve dönüş esnasındaki emirlik.

B. Hac ibadetinin yerine getirilmesi esnasındaki emirlik.

C. Hac yolculğu idâre etmek, hacı kafilelerini bir düzen ve disiplin içinde sevk etmek siyaset ve liderlik işidir. Bu itibarla fakihler hac yolculuğunu yönetecek şahıslarda şu vasıfların bulunması gerektiğini ileri sürmüşlerdir:

a. Vakar, ciddiyet ve heybet sahibi olup emirlerine uyulur kimse olmalı.

b. İleri görüşlü, ani karar gerektiren hususlarda ani karar verme yeteneğine sahip olmalı.

c. Sözüne güvenilir cesur kimse olmalıdır.

el-Maverdi ve el-Ferrâ hac yolculuğunu yönetecek emirin yapması gereken görevleri on maddede ele alırlar. Biz bu görevleri beş maddede özetleyebiliriz:

1. Hac kafilelerinin dağılmaması ve başlarına bir felâket gelmemesi için topluca seyahat etmelerini ve konaklama yerlerinde toplu halde bulunmalarını sağlamak, her kafilede bir kılavuz tayin edip onlarla koordineli bir şekilde hac yolculuğunu yönetmek. Böylece her hacı grubunda bir rehber görevlendirilirse hacılar, yolculuk esnasında kimi takip edeceklerini bilirler, konaklama yerlerini o kılavuz kararlaştırır, hacılar arasında bu konuda bir tartışma çıkmaz. Ayrıca hac emiri de yolculuk esnasında hacılarla görüşür, kafileyi güçsüz olanın sür'âtiyle yürütür. Böylece kafileden kimse geride kalmamış olur.

2. Kafileler için en emniyetli yolu seçip bilhassa su bittği zaman su, hayvan azığı zaman hayvan azığı kolayca bulunabilecek güzergâhtan kafileyi sevk etmek.

3. Seyahat esnasında ve konaklama yerlerinde fesatçıların hacılar arasında fitne ve fesad tohumları atmamaları, hırsızların, yankesicilerin hacıların mallarına göz dikmemelerini sağlayacak caydırıcı ve koruyucu tedbirler almak, hacıları hac yolculuklarından alıkoyacaklara engel olmak, onlarla yapabilirlerse güç kullanarak, hacılar muvafakât ederse mal harcayarak bu yoculuğu gerçekleştirmek. Ancak hac emirinin bütün bu hususlarda hiçbir hacıyı zorlama yetkisi yoktur.

4. Anlaşmazlığa, ihtilâfa düşen hacı adaylarının arasını bulmak, istenmeyen şeyleri yapanları ikaz, suç işleyenleri cezalandırmak.

5. Hac yolculuğu için uygun ve geniş bir vakit seçmek, dar bir vakitte hacı adaylarını yola çıkarıp onları yormamak. Hac yolculuğunu yönetecek idareci, yolculuğa çıkmak için öyle bir vakit seçmelidir ki, Mikat'a varıldığında hacı adayları ihrama girip sünnetleri rahatça yerine getirebilmeli, Mekke'ye girip oradan da Arafat'a rahatça çıkabilmelidir. Eğer vakit dar ise Mekke'ye girmeden doğruca vakfe için hac kafilesini Arafat'a sevketmelidir. Bilmelidir ki Arafat'ta vakfeye hacı adaylarını yetiştiremezse kafileye hac farizasını yaptırmamış olur.

Hac kafilesi Mekke'ye varıldığında hac yolculuğunun birinci safhası bitmiş, tabiatıyla hac yolculuğunu yöneten emirin de yolculuğun bu kısmıyla ilgili görevi sona ermiştir. Ancak kafileden olup da Mekke'ye ulaşamamış yolcular varsa onlar hakkındaki yetki ve sorumluluğu devam etmektedir.

Hacı adayları hac ibadetinin bütün icaplarını yerine getirince hac yolculuğunu yöneten emir, onları Mekkke'den hemen ayrılmaya zorlayamaz. Zâtî işlerini görmeleri onlara birkaç gün müddet verir. Bu müddeti bittikten sonra hac kafilesini Medine'ye Hz. Peygamber'in kabrini ziyaret için yola çıkarır.

Bilindiği gibi Hz. Peygamber'in kabrini ziyaret haccın farzlarından değildir. Ancak O'na hürmet, itaat ve sevginin bir tezâhürüdür. Müstehaptır, hacıların güzel âdetlerindendir.

Hac kafilesi Medine'de durum ve şartlara görebir müddet kalıp Hz. Peygamber'in kabri ziyaret edilip Mescid'un- Nebi'de namaz kılndıktan sonra dönüş yolculuğu başlar. Hac emirinin dönüş yolculuğundaki görev ve sorumluluğu başlangıçta geliş yolculuğunda olduğu gibi aynen devam eder ve hacı adaylarının ilk toplandığı yere varınca sona erer.

B. Hac İbadetini Yerine Getirme Esnasındaki Emirlik

Hac ibadeti belirli zamanlarda, belirli yerlerde, belirli işleri yapmaktan ibarettir. Bu ibadeti Allah'ın emrettiği, Hz. Peygamber'in öğrettiği ve sahabenin yaptığı gibi edâ etmelidir. Hac menasikinden herbiri tayin edilen yerde ve tespit edilen zamanda yapılmazsa ya hac ibadeti ihlâl olur veya bu hareket cezayı gerektirir. Buna göre hac ibadetini yaptırma işi bir bilgi ve tecrübe işidir. Hac ibadetini yaptıracak kişide bazı şartların aranması tabiidir. Bir kere hac ibadetini yönetecek hacılara namaz kıldıracak imamda aranan şartlar, onda da arandığı gibi buna ilâveten hac menâsikini haccın hükümlerini ve hac yerlerini tam mânâsıyla bilmesi gerekir.

Hac ibadetini yönetecek emirin idârecilik müddeti Zilhicce ayının 7. günü öğle vaktinden Zilhicce'nin 13. günü ikindi vaktine kadar olmak üzere yedi gündür. Bu günlerden önce ve sonra kafilenin diğer hacıları gibidir. Herhangi bir sorumluluğu yoktur. Hac ibadetini yaptıracak kişiyi tayin edcek makam bu görevi belli bir sene için vermemişse yetki geri alınmadıkça o, her sene hac ibadetini yaptırır. Bir sene için tayin etmişse sadece o sene hac ibadetini yaptırabilir.

Hac ibadetini yaptıracak emirin görevlerini aşağıdaki şekilde özetlememiz mümkündür:

a. Hacılara ihrama girecekleri vakti ve ihrama girecekleri yerleri hac farizasının edâ
edilceği yerlere nasıl gidileceğini bildirmek, hac menasikini Hz. Peygamberin öğrettiği sıra içinde yaptırmak.

b. Arafat ve Müzdelife'de vakfe yerlerini,vakfe zamanını ve oralardan ne zaman hareket edileceğini önceden tespit etmek.

c. Namazlarda imamlık yapmak, hac hutbeleri okunan namazlarda hacıları hutbe ve namaz için toplamak.

Hac ibâdetini yaptıracak emirin Zilhicce ayının 8.günü hacı adaylarını Mekke'den çıkarıp Mina'da Mescid-i Havf tarafında konaklatması müstehaptır. Zira Hz. Peygamber de orada konaklamıştır. Hacıların geceyi orada geçirmesi de müstehaptır. Zilhicce'nin 9.günü güneşin doğmasıyla birlikte hacıları Arafat'a götürür. Arafat'ta Cuma namazında olduğugibi önce hutbe okur.

Cuma hutbesi ve Arafat'ta okunan hutbeler hariç hac hutbelerinin tamamı namazdan sonra okunur. Hutbede haccın rükünlerini, menasikini, ihramlıya yasak olan hususları vs. yi anlatır. Hutbeden sonra öğle ve ikindi namazlarını, öğle vaktinde cem ederek kıldırır. Bu namazları yolcu olanların seferî kılmalarını tenbih eder. Sonra Arafat sınırları içinde vakfeyi yaptırır. Bu itibarla hac ibâdetini yaptıracak yöneticinin Arafat ve Müzdelife'de hac emiri, yatsı namazı ile beraber kıldırır.

Hac ibâdetini yaptıran emir Müzdelife'de hacı adaylarının cemreler için küçük çakıl taşları toplamalarına nezaret eder ve orada sabah namazını kıldırır, adayları Meş'ar-i haram'a doğru çıkarır ve Mina'ya gelinir. Müzdelife'de vakfe haccın rükünlerinden değildir. Ebû Hanife'ye göre vaciblerindendir. Vakfe yapılmazsa ceza olarak bir kurban kesmek gerekir.

Mina'ya gelindiğinde zevalden önce Cemre-i Akabe'ye dokuz taş atılır, hacılardan kurban kesenler müteakiben tıraş olur veya saçını kısaltır. Sonra Mekke'ye gidilir, farz olan tavaf yapılır. Arafat'tan önce sa'y yapılmamışsa tavaftan sonra sa'y yapılır. Hac ibâdetini yaptıran sa'yi Arafat'a çıkmadan önce de yaptırabilir, ancak farz olan tavafı Arafat vakfesinden önce yaptıramaz.

Hac emiri hacılara farz olan tavafı yaptırdıktan sonra onları tekrar Mina'ya götürür. Orada onlara öğle namazını kıldırır. Ertesi gün Zilhicce'nin 11. günüdür, üç cemreyede yedişerden yirmi bir taş atılır. O gece Mina'da kalınır. Ertesi gün cemreye yedişer taş atılır. O gün öğle namazından sonra hac emiri ikinci ve haccın son hutbesini okur. Hutbesinde o gün güneş batmadan önce Mina'dan ineceklerin Mina'da gecelemek mecburiyetinde olmadıklarını bunların ertesi günü cemreleri taşlamalarının da gerekmediğini, güneş batıncaya kadar Mina'da kalanlara orada gecelemenin ve ertesi gün cemreleri taşlamalarının lüzumunu anlatır. Hac ibâdetini yaptıran emirin görevi Mina'dan ayrılanlar için Zilhicce'nin 12. günü sona ermiştir. O, Mina'da kalanlarla beraber kalır, ertesi gün Mina'da kalanlara cemreleri taşlattırır. O gün Zilhicce'nin 13. günüdür. Böylece görevi sona erer.

C. Hac Emirinin Yetki Alanları

Hac yolculuğunu yöneten emirin görevlerini zikrederken bunlardan birinin "anlaşmazlığa, ihtilafa düşen kafile mensuplarının arasını bulmak, istenmeyen işleri yapanları ikaz, suç işleyenleri cezalandırmak" olduğunu söylemiştik. Hacı adayları arasında veya hacı adayları ile, uğranılan ülkenin halkı arasında ihtilaf çıkar ve sulha sonuçlanmazsa, acaba taraflar arasında kim hükmedecek, hüküm verildiğinde bu hükmü kim infaz edecektir? Ayrıca haccın ahkâmı, bilhassa cezâları konusunda bir ihtilaf çıkarsa bunu kim çözümleyecektir?

Biz bu suâllerin cevaplarını Şafii Fakîhi el-Maverdî ve hanbeli fakihi el-Ferrâ'nın aynı adı taşıyan eserlerinde bulabiliyoruz. el-Maverdî ve el-Ferrâ'ya göre aralarında anlaşmazlık çıkan ve anlaşmazlıkları sulh yoluyla giderilemeyen taraflar arasında hac emiri zorla hükmedemez, yani taraflar kendi rızalarıyla davayı hac emirine getirmelidirler. Bunun istisnası kendisine hüküm vermesi için yetki verilmişse bu yetki veren makamın hâkim olduğu ülke halkı arasında çıkan ihtilaflarda hüküm verebilir. Bunlar hakkındaki hükümlari hukuken geçerlidir.

Hac emiri suçluları cezalandırabilir, ancak bu ceza hac cezası miktarını aşamaz. Ancak kendisine yetki verilmişse ve bu ictihada ehilse had cezalarını da yerine getirilebilir.

Hac kafilesi bir ülkeye girer ve orada verilen cezaları infaz edecek bir görevli bulunuyorsa, duruma bakılır. Suç o bölgeye girmeden işlenmiş ise hac emîri verilen cezayı infaza o ülke hâkiminden daha yetkilidir. Suç o ülkeye girdikten sonra işlenmiş ise o ülkenin hâkimi verilen cezayı infaza hac emîrinden daha yetkilidir. Cezâyı o ülke yetkilisi infaz eder.

Hac ibadetini yaptıran emire gelince o, hac hükümlerinin dışında hacılar arasındaki anlaşmazlıklarda hüküm veremez. Karı-koca ihramlı iken münasebette bulunmanın keffâreti mi yoksa haccın kazasını mı gerektireceği gibi haccın hükümleri ile ilgili konularda anlaşmazlık çıkarsa, bu gibi konularda hüküm verebilir. Hacılardan birinin fidye vermesi gerekiyorsa o kimseye fidye vermesinin vücubunu haber verir ve fidye vermesini emreder. Fidyeyi vermeye zorlama yetkisi varmı dır yok mudur? Bu mesele hukukçular arasında tartışmalıdır.

Hac ibadetini yaptıran emiri, fakih ise fetvâ istendiğinde fetvâ verir. Hacılar kendi mezhebinin icablarına uymaya zorlayamaz, kendi mezhebinin icaplarından birşeyin yapılmasını onlardan isteyemez.

Hac ibadetini yaptırmakla görevli emir, ihrama girmeden insanlara hac yaptırırsa kendisinin bu hareketi mekruh, fakat hacıların ibadeti muteberdir. Hac ibadetini yaptıranın durumu, cemaatle namaz kıldıran imamın durumundan farklıdır. Zira bir kimse imam olmadan başkalarına namaz kıldıramaz.

Hacılar, haccı yaptıran emirden ayrılmak ve kendi rehberlerine uymak isterlerse, bu mekruh olmakla beraber caizdir. Bilindiği gibi namazda imama muhalefet, namazı bozar, çünkü cemaatle namaz, imamla sıkı sıkıya irtibatlıdır. Hac ise onu yaptıran yöneten emirden ayrılabilen, onunla irtibatı olmayan bir ibadettir.

Hac emirliği ile ilgili tetkiklerimizden şu neticeler ortaya çıkmaktadır:

a. Gerek hac yolculuğunu idare gerekse hac ibadetinin yönetimi olsun hac emirliği haccın rükünlerinden biri değildir. Belki bu itibarla konu fıkıh kitaplarında "kitabu'l-hac" bölümlerinde ele alınmamakta, "el-Ahkamu's- sultaniyye" adı verilen kitaplar gibi İslâm âmme hukuku konularını ele alan eserlerde "veleyatu'l-hac" başlıkları altında incelenmektedir.

b. Kaynak eserlerimiz de belirttiği gibi hac ibadetini yöneten emir ile hacı arasında namaz kıldıran imamla ona uyan (me'mun) arasında olan sıkı irtibat yoktur.

c. Hac emirlerinde aranan şartlar, cesaret, keskin görüş, ani karar verebilme gibi nsanları sevk ve idare edebilmek için aranan vasıflar ile dini bilgi, bilhassa hac menasiki ile bilgi ve tecrübe olarak özetlenebilir.

d. Hac emirinin görevleri tetkik edildiğinde önceden onu hac kafilesini emniyet ve disiplin içinde mukaddes yerlere götürüp sâlimen ülkelerine geri getirilmesi hac ibadetlerini eksiksiz yapmalarını temin etmesinin istendiği görülür.

e. Hac emiri gerek yolculuk esnasında gerekse mukaddes beldelerde hacılar arasında çıkan anlaşmazlıklar "sulh" yoluyla çözüme ulaştıracaktır.Çünkü müslümanlar için "...sulh (daima) hayırlıdır" (en Nisa, IV, 128) sulh yoluyla neticeye varılamadığı hallerde, fakihler tarafından sınırları çizilen yetkileri kullanarak meseleyi halledecektir.

Hac yolcusu da "hac ve umreyi Allah için tamamlayın ( el-Bakara, II, 186)" " sayılı günlerde Allah'ı zikredin (el- Bakara, II, 203)" mealindeki âyetlerin ifade ettiği emirlere uyarak çıktığı yolculukta, günah sayılan davranışlara yönelmenin ve kavga etmenin yasaklandığı şuuru içinde hac yöneticisinin refakatinde bu farizasını eda edecektir.

--------------------------------------------------------------------------------

kaynaklar: * el-Mes'udi, Murucu'z-zeheb ve meadinu'l-cevher, IX, 54-57, Avrupa Tab'ı(Paris,1864) * Ebu Ubeyd, Kiyabu'l-emhal, s. 238. * Nuveyri, Nihayetu'l-ereb fi fununi'l-edeb. * İbn Kesir, el-Kâmil fi't tarih, III, 20,38,291,129,575, Kahire, h. 1348. * el-Maverdi, el-Ahkamu's-Sultaniyye ve'l- velayetü'd-diniyye, s. 108-113, Mısır 1973. * el-Ferrâ, el-Ahkâmu's-Sutaniyye, s. 109,114 Mısır, 1938. * İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Mekke-i Mükerreme Emirleri, s. 41 Ankara 1984.

Şükrü Erdoğan ULU
Altınoluk Dergisi - Mayıs 1992

2005 © Kuts@l Topr@kl@r
www.kutsaltopraklar.net