Resmi Adı:
Suudi Arabistan Krallığı
Başkenti: Riyad (Nüfusu
: 2.000.000)
Diğer Önemli Şehirleri:
Mekke, Medine, Cidde, Taif, Demmam, Dahran, Bureyde.
Yüzölçümü: 2.150.000 km²
Nüfusu:
17.420.000 (1993 tahmini). Nüfusun % 77.5'i şehirlerde
yaşamaktadır. Ortalama ömür 66 yıldır. Çocuk ölümlerinin
oranı binde 63'tür. Nüfusun % 43'ünü 14 yaşın altındakiler
oluşturmaktadır.
Km² Başına Düşen İnsan Sayısı:
8.1
Nüfus Artış Hızı:
% 3.9
Etnik Yapı: Nüfusun % 94'ü
Araptır. Kalan nüfusu da Güney Asyalılar, Türkistan Türkleri
ve Huiler oluşturmaktadır.
Dil: Resmi dil de konuşulan
dil de Arapça'dır.
Din: Resmi din İslâm'dır
ve halkın % 99'u Müslümandır. Müslümanların çoğu sünni
ve büyük çoğunluğu Hanbelidir. Az sayıda da Şii vardır.
Müslümanların dışında az sayıda hıristiyan ve doğu dinleri
mensubu mevcuttur.
Coğrafi Durumu:
Ortadoğu ülkelerinden sayılan ve Arap Yarımadası'nın
büyük bir kısmını kaplayan Suudi Arabistan kuzeyden Ürdün
ve Irak, kuzeydoğudan Kuveyt, doğudan Basra Körfezi, Katar
ve Birleşik Arap Emirlikleri, güneydoğudan Umman, güneyden
Yemen, batıdan Kızıldeniz'le çevrilidir. En yüksek yerleri
Asir Dağları (3139 m.) ve İbrahim Dağı (2500 m.)'dır.
Topraklarının % 1'i tarım alanı, % 39'u otlak, kalanı
çöl ve kumsaldır. Suudi Arabistan'a sıcak ve kurak bir
iklim hâkimdir. Düzlüklerde sıcaklık daha fazla, dağlık
alanlarda daha düşüktür. Ülkenin orta kesimlerinde yer
alan başkent Riyad'da yıllık sıcaklık ortalaması 28.3
derece, yıllık yağış ortalaması 64 mm.'dir. Kızıl Deniz
kıyısında yer alan Cidde'de ise bu oran 24.6 derece/81
mm.'dir.
Yönetim Şekli: Suudi Arabistan
krallık rejimiyle yönetilmektedir. Kral oldukça geniş
yetkilere sahiptir. Yasama yetkisi de kralın elindedir.
Anayasaya göre ülkede uygulanacak yasaların şeriata dayanması
gerekir. Ancak kral gerek gördüğünde şeriata aykırı yasa
da çıkarabilmektedir. Anayasa tamamen kral tarafından
hazırlanmıştır ve anayasayı değiştirme yetkisi de onun
elindedir. Kral 1993'te 60 üyeli bir Danışma Meclisi oluşturdu.
Bu meclisin üyelerinin tamamını kral bizzat kendisi belirledi.
Ancak bu meclisin yetkileri oldukça sınırlıdır ve sadece
kral istediği zaman toplanmaktadır. Şeriatın normalde
bütün herkese karşı işlemesi gerekirken Suudi Arabistan'da
"siyade" denilen ve kralla onun çevresindeki
kişilerin oluşturduğu sınıfın yargı dokunulmazlığı vardır.
Yönetim kadrosunu oluşturanların büyük bir çoğunluğu Suud
ailesine mensuptur. Kendilerine "emir" denilen
idari bölge yöneticilerinin tamamı Suud ailesine mensuptur.
Bütün üst kademe yöneticileri kral tarafından tayin edilir.
Onlar da kendi emirlerinde çalışacak kişileri tayin ederler.
Dernek yöneticilerine varıncaya kadar bütün yetkili kişiler
tayinle belirlenir, hiçbir yerde seçim yoluna gidilmez.
Yardım kuruluşları ve dernekleri kurma ve kurdurma yetkisi
sadece devletin elindedir. Her ne amaçla olursa olsun
toplantı ve tören için özel izin gerekir. Suudi Arabistan,
BM, İKÖ (İslâm Konferansı Örgütü), Arap Devletleri Birliği,
Körfez İşbirliği Konseyi, OPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler
Teşkilatı), IMF (Uluslararası Para Fonu), İslâm Kalkınma
Bankası gibi uluslararası örgütlere üyedir.
İdari Bölünüş: 13 idari
bölgeye ayrılır.
Tarihi: Bilindiği üzere
bugün Suudi Arabistan yönetiminin elinde olan topraklar
İslâm'ın beşiği olan topraklardır. Bu itibarla bu toprakların
İslâmi tarihi Resulullah (a.s.)'ın peygamber olarak ortaya
çıkmasıyla başlamış, raşid halifeler, Emeviler ve Abbasiler
dönemleriyle devam etmiştir. Bazı küçük karışıklıklar
ve ayaklanmalar müstesna tutulursa bu dönemlerde bu topraklar
sürekli hilafeti temsil eden devletin yönetimi altında
olmuştur. 1258'de Abbasiler'in Bağdat'taki varlıklarına
Moğollar tarafından son verildikten kısa bir süre sonra
Mısır'da yönetimi ellerinde bulunduran Memlükler Abbasi
halifelerini yanlarına çağırmış ve hilafetin burada kendi
himayelerinde devam etmesini sağlamışlardır. Böylece bu
tarihten sonra bugünkü Suudi Arabistan'ın hükmettiği Arap
Yarımadası'nın yönetimi Memlükler'in eline geçti. 1517'de
Yavuz Sultan Selim'in Memlük saltanatına son vermesinden
sonra hilafetin Osmanlılara geçmesiyle birlikte kutsal
beldeleri içinde bulunduran Arap Yarımadası'nın yönetimi
de Osmanlıların eline geçti. Arabistan topraklarının Osmanlı
yönetiminde olduğu dönemde 1740'larda bu bölgede Vehhabilik
hareketi olarak bilinen itikadi hareket ortaya çıktı.
Hareketin öncüsü Muhammedu'bnu Abdilvehhab 1744'te Riyad
yakınlarındaki Der'iyye kasabasına yerleşerek orada bir
kabilenin başkanı olan Muhammedu'bnu Suud ile işbirliği
yaptı. Bu işbirliğinden Vehhabi isyanları doğdu. İsyancılar
Osmanlılardan bağımsız olarak kendi inançlarına ve düşüncelerine
göre şekillenen bir devlet kurmak istiyorlardı. Muhammedu'bnu
Suud'un 1765'de ölümü üzerine Vehhabi isyanlarının askeri
ve siyasi liderliğini oğlu Abdülaziz üstlendi. İsyan çok
sürmeden Arabistan'a yayıldı ve isyancılar 1803'te Mekke'yi
ele geçirdiler. Osmanlı Devleti bu isyanları bastırmak
için Mısır valisi Mehmed Ali Paşa'yı görevlendirdi. Mehmed
Ali Paşa'nın oğlu Tosun'un komutasındaki bir ordu 1812
- 13'te Medine, Mekke ve Taif'i vehhabilerden geri aldı.
Daha sonra Mehmed Ali Paşa bizzat kendisi Abdülaziz'in
üzerine yürüdü. Başlangıçta direnen Abdülaziz 1814'te
ani bir şekilde öldü ve kuvvetleri dağıldı. Mehmed Ali
Paşa'nın gönderdiği Kavalalı İbrahim Paşa 1818'de Der'iyye'ye
girerek isyancıları yenilgiye uğrattı. Muhammedu'bnu Abdülvehhab'ın
oğlu Der'iyye kadısı Süleyman'ı da öldürdü. İbnu Abdilvehhab'ın
diğer oğlu Ali de haccda yakalanarak öldürülmüştür. İbrahim
Paşa Abdülaziz ibnu Suud'un oğlu Abdullah'ı ve çocuklarını
yakalayarak İstanbul'a gönderdi ve bunlar 17 Aralık 1819'da
burada idam edildiler. Ancak vehhabi hareketi durmadı.
Osmanlı ordularının önünden kaçan Türki bin Abdullah vehhabi
kuvvetleri yeniden toparlayarak 1821'de Riyad'ı başkent
yapan bir vehhabi devleti ilan etti. Bu yönetim başlangıçta
askeri hareketlerle, 1843'ten sonra da Osmanlı Devleti'ne
tabi olmayı kabul ederek 1891'e kadar ayakta kalmayı başardı.
1891'de dağılan bu yönetimi II. Abdülaziz ibnu Suud 1902'de
yeniden toparlayarak Riyad merkezli vehhabi yönetimin
kuruluşunu ilan etti. II. Abdülaziz Arabistan yarımadasında
gücünü artırmak için İngilizlerle işbirliği yaptı. Sonraki
yıllarda Arabistan'ın diğer bölgelerini de ele geçirerek
topraklarını genişletti. Abdülaziz 26 Aralık 1915'te İngiltere'yle
özel bir anlaşma imzaladı. Anlaşmaya göre Abdülaziz'in
ele geçirdiği toprakların kesin yönetimi ona ait olacak,
ondan sonra da yönetim çocuklarına geçecekti. Ancak bu
toprakların yöneticileri hiçbir şekilde İngiltere'nin
aleyhinde olmayacaklardı. I. Dünya Savaşı'nın Osmanlı
Devleti'nin aleyhine sonuçlanması üzerine İbnu Suud yönetimi
1921'den sonra Hâil, Tâif, Mekke, Medine ve Cidde'yi de
ele geçirdiler. Abdülaziz ibnu Suud 5 Aralık 1924'te Necd
ve Hicaz kralı olarak ilan edildi. 27 Mayıs 1927'de İngilizlerle
yapılan anlaşmayla "Necd ve Hicaz Krallığı"
bağımsız bir devlet statüsü kazandı. 1932'de devletin
adı "Suudi Arabistan Krallığı" olarak değiştirildi.
Abdülaziz ibnu Suud'un krallığı 9 Kasım 1953'e kadar sürdü.
Onun arkasından oğlu Suud ibnu Abdülaziz kral oldu. Onun
2 Kasım 1964'te ölümünden sonra yerine kardeşi Faysal
ibnu Abdülaziz geçti. Onun 25 Mart 1975'te yeğeni tarafından
öldürülmesi üzerine yerine kardeşi Hâlid ibnu Abdilaziz
geçti. Onun 13 Haziran 1982'de ölümünden sonra da yerine
kardeşi Fehd ibnu Abdilaziz geçti. Fehd ibnu Abdülaziz
kardeşleriyle arasındaki saltanat rekabetinde ABD'den
destek gördü ve krallığa geçmesinden sonra da ülkeyi tamamen
ABD güdümüne soktu. 17 Ocak 1991'de başlayan Körfez Savaşı'nda
da ABD'nin öncülüğündeki müttefik kuvvetlere en büyük
lojistik desteği Suudi Arabistan verdi.
Dış Problemleri: Suudi
Arabistan'ın Körfez krizinde takınmış olduğu tavır Irak'ın
yanı sıra Yemen ve Sudan'la da arasının açılmasına yol
açtı. Suud yönetimi Yemen'in söz konusu krizde Irak'ın
tarafını tutması yüzünden ülkesinde çalışan 1 milyon Yemenliyi
sınır dışı etti. Suudi Arabistan'ın Yemen'le ayrıca bir
sınır meselesi vardır. Suud yönetiminin Sudan'la ilişkilerinin
bozulmasında Sudan'ın Körfez krizinde Irak'ın yanında
yer almasının yanı sıra bu ülke yönetiminin İslâmi bir
çizgiyi benimsemesinin de etkisi olmuştur. Suud yönetimi
Sudan'ın tutumuna bir tepki olarak Güney Sudan'daki ayrılıkçıları
fiilen desteklemeye başladı.
Suud yönetimi içerdeki insan hakları ihlalleri
ve baskıcı uygulamaları yüzünden çeşitli uluslararası
insan hakları kuruluşlarının da hedefi haline geldi. 1993'te
sürekli bu tür kuruluşlarla başı dertteydi. Uluslararası
Af Örgütü ve daha başka insan hakları kuruluşları bu ülkedeki
insan hakları ihlalleriyle ilgili oldukça kabarık raporlar
yayınladılar.
İç Problemleri: Ülkedeki
despotik kraliyet rejimine ve insan hakları ihlallerine
karşı tepkiler son yıllarda iyice su yüzüne çıkmaya başladı.
Bu yüzden çeşitli üniversitelerde ve bakanlıklarda görevli
aydınlar 1993 Mayıs'ında bir bildiri yayınlayarak yönetimi
şeriat ilkelerine dönmeye ve şeriatın insanlara sağlamış
olduğu hakları güvenceye almaya çağırdılar. Ancak çok
geçmeden bu bildiriye imza atanların hepsi görevlerinden
uzaklaştırılarak birçoğu tutuklandı. Buna rağmen üniversite
çevrelerindeki rahatsızlık devam etti ve aynı yılın Ağustos
ayında 60 öğretim görevlisi kraldan, tutuklananların serbest
bırakılmalarını istedi. Çok geçmeden bazı imamlar ve din
alimleri de yönetimin baskıcı ve İslâm'a aykırı uygulamalarından
duydukları rahatsızlığı dile getirdiler. Bu gelişmeler
üzerine de çok sayıda imam görevden uzaklaştırıldı ve
birçoğu tutuklandı. Yönetim şimdilik kendisine yönelik
tenkitleri ve tepkileri zorla susturmaya çalışıyor. Ancak
bu metodun uzun vadeli bir çözüm olmayacağı, gittikçe
yaygınlaşan rahatsızlığın ileride ciddi bir patlamaya
yol açmasının ihtimal dahilinde olduğu görülüyor.
İslami Hareket: Suudi Arabistan
yönetiminin uyguladığı sıkı baskı politikası ve örgütlenmeye
karşı getirilen yasaklar bu ülkede örgütlü bir İslâmi
faaliyet yürütülmesine imkân vermemektedir. Hâlen faaliyet
yürüten kuruluşların tamamı devlete bağlıdır ve devletin
resmi politikasını savunmak zorundadır. 100 bin kişilik
bir orduya sahip olan Suudi Arabistan'ın 300 bin kişinin
çalıştığı bir istihbarat örgütünün bulunması dolayısıyla
cemaat çalışmaları yürütülmesi de oldukça zor olmaktadır.
Başta Müslüman Kardeşler olmak üzere kendi ülkelerinde
İslâm'ı devlete hâkim kılmayı amaçlayan cemaatlerin Suudi
Arabistan'da faaliyette bulunması yasaklanmıştır. İbnu
Abdilvehhab'in görüşlerine dayandırılan resmi davet çalışmalarının
amacı ise Suud yönetiminin izlediği politikaya bir meşruiyyet
zemini oluşturmak ve özellikle gençler arasında resmi
sansürden geçmemiş fikirlerin yayılmasına fırsat vermemektir.
Tanınmış Din Önderleri:
Muhammedu'bnu Abdilvehhab : Hilafeti temsil eden Osmanlı
devletine karşı Arap yarımadasında ortaya çıkmış olan
isyanların fikri ve itikadi zeminini hazırlamış ve kendine
özel birtakım sert çıkışlarda bulunmuş olması dolayısıyla
birçokları tarafından tenkit edilmiş olsa da özellikle
Arap yarımadasını ciddi şekilde etkileyen İbnu Abdilvehhab
1703'te Riyad yakınındaki Uyeyne'de doğdu. İlk ilmi tahsilini
Uyeyne kadısı olan babası Abdülvehhabi'bnu Süleyman'dan
aldı. Sonra Mekke, Medine, ve Basra'da ilim tahsil etti.
İlk davet çalışmalarını da Basra'da başlattı. İnsanların
gerçek İslâm'dan uzaklaşarak çeşitli şirk amellerine bulaştıklarını
söylüyor ve onları yeniden tevhid inancına dönmeye çağırıyordu.
Basra'da ilim adamlarıyla tartışmalara girdi ve kendisine
karşı oluşan tepki dolayısıyla buradan ayrılmak zorunda
kaldı. Çeşitli şehirlerdeki çalışmalarından sonra 1726'da,
babasının Uyeyne'den sonra kadılık yaptığı Hureymila'ya
yerleşti. 1740'da babasının ölümünden sonra geniş çaplı
bir hareket başlatmak istedi. Ancak Hureymila halkının
tepkisi üzerine Uyeyne'ye geçti ve oranın emiri Osman
ibnu Muhammed'le işbirliği yaparak etrafında şirk amelleri
işlendiği gerekçesiyle Zeyd ibnu Erkam (r.a.) türbesini
yıktırdı. Sonra Der'iyye'ye geçerek oradaki kabile başkanı
Muhammed ibnu Suud'la işbirliği yaptı. Bu işbirliğinden
de meşhur vehhabi isyanları doğdu. 1792'de Der'iyye'de
vefat etti.
Ekonomi: Suudi Arabistan
ekonomisi birinci derecede petrole dayanır. 1992'de toplam
2 milyar 975 milyon varil petrol üretmiştir. OPEC ülkeleri
arasında 1993'te gerçekleştirilen anlaşmadan sonraki günlük
petrol üretiminin 8 milyon varil olması kararlaştırılmıştır.
Bu miktarla OPEC ülkeleri arasında birinci sırayı almıştır.
Bu miktar OPEC ülkelerinin 24 milyon 520 bin varil olan
toplam petrol üretiminin üçte birine yakındır. 1993'teki
petrol rezervi 259 milyar varil olarak tahmin ediliyordu.
1992'de 32 milyar 810 milyon m3 de doğal gaz üretmiştir.
1993'teki doğal gaz rezervi ise 5 trilyon 135 milyar m3
olarak tahmin ediliyordu. Petrol ve doğal gazdan elde
edilen gelirin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı % 35'dir.
Suudi Arabistan hacdan da önemli miktarda gelir sağlamaktadır.
Suud yönetimi hacılardan ayakbastı parası, özel hizmet
parası gibi çeşitli vergiler almaktadır. Tarım son yıllarda
petrolden elde edilen gelirlerle nispeten geliştirilmiştir.
En çok üretilen tarım ürünlerinin başında tahıl ve çeşitli
sebzeler gelir. Son yıllarda seracılığın yaygınlaştırılmasına
çalışılmaktadır. Başta hurma ve üzüm olmak üzere bazı
meyveler de yetiştirilmektedir. 1992'de 4 milyon 750 bin
ton tahıl, 715 bin ton meyve, 1 milyon 425 bin ton sebze
üretilmiştir. Bazı bölgelerde hayvancılık da yaygındır.
1992'de 220 bin baş sığır, 200 bin baş civarında deve
ve 6 milyon baş koyun bulunuyordu. 1991'de % 95.5'i denizden,
kalanı iç sulardan olmak üzere 44 bin ton balık avlanmıştır.
Tarım ve hayvancılıktan elde edilen gelirin milli gelir
içindeki payı % 6'dır. Tarım, hayvancılık ve balıkçılık
sektöründe çalışanlar tüm çalışan nüfusun % 3.6'sını oluşturmaktadır.
Para Birimi: Suudi Arabistan
Riyali
Gayri Safi Milli Hasılası:
123 milyar 160 milyon dolar. (Yıllık safi artış: % 3)
Kişi Başına Düşen Milli Gelir:
7070 dolar
Dış Ticaret: İhraç ettiği
ürünlerin başında petrol, petrol ürünleri, doğal gaz (bu
kalemlerin ihracattaki payı: % 91.5), hurma, çeşitli gıda
maddeleri ve bazı sanayi ürünleri gelmektedir. İthal ettiği
malların başta gelenleri ise askeri araç ve gereçler,
uçak, ulaşım araçları ve yedek parçaları, makineler, elektrikli
ve elektronik araçlar, gıda maddeleri, ilaç ve kimyasal
maddelerdir. İthalatında birinci sırayı ABD, ihracatında
ise Japonya alır. Bu ülkelerden sonra Fransa, İtalya,
Singapur, İngiltere, Hollanda, İsviçre, İsveç, Brezilya,
Endonezya, Kanada, Pakistan ve Avustralya gelir. 1990'da
dış ticaret açığı 20 milyar 350 milyon dolar, 1991'de
uluslararası cari işlemlerindeki açık ise 25 milyar 740
milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.
Sanayi: Suudi Arabistan'ın
sanayi kuruluşlarının başında petrol arıtma ve petrokimya
tesisleri gelir. Üretime dayalı sanayi pek gelişmemiştir.
Ancak son yıllarda bazı sanayi kollarının oluşturulması
yolunda mesafe katedilmiştir. Şimdiye kadar kurulmuş olan
sanayi kuruluşları genellikle gıda, meşrubat, sigara,
tekstil, dericilik, konfeksiyon, mobilya, ağaç işleri,
kâğıt ve kırtasiye malzemeleri imalatı, plastik, çimento
ve diğer inşaat malzemeleri üretimi, maden işleri, madeni
ve toprak eşya üretimi, büro malzemeleri ve çeşitli mekanik
ve elektrikli araçlar üretimi sektörleriyle ilgilidir.
İmalat sanayisinin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı
% 9'dur. Çalışan nüfusun yaklaşık % 11.5'i sanayi sektöründe
iş görmektedir.
Enerji: Suudi Arabistan'da
1991'de 47 milyar 710 milyon kw/saat elektrik üretilmiştir.
Aynı yıldaki elektrik tüketimi de bu rakama eşittir. Elektrik
enerjisinin tamamı petrole dayalı termik santrallerden
elde edilmektedir. Kişi başına yıllık elektrik tüketimi
ortalama 3100 kw/saattir.
Ulaşım: Başkent Riyad'da
ve ülkenin ticaret merkezi Cidde'de uluslararası trafiğe
açık birer havaalanı mevcuttur. Bunlardan başka iç ulaşımda
kullanılan 23 havaalanı bulunmaktadır. Ancak kutsal şehir
Mekke'de havaalanı yoktur. Bu şehirle hava bağlantısı
Cidde üzerinden sağlanmaktadır. Basra Körfezi kıyısında
yer alan Dahran ve Demmam şehirleriyle, Kızıldeniz kıyısındaki
Cidde'de dış dünyaya açılan birer büyük liman mevcuttur.
Petrol ihracatı da bu limanlardan yapılmaktadır. Suudi
Arabistan'ın 100 grostonun üstünde yük taşıyabilen 302
gemisi vardır. 893 km.'lik demiryolu, yarıya yakını asfaltlanmış
olmak üzere 144.700 km.'lik karayolu ağına sahiptir. Bu
ülkede ortalama 3 kişiye bir motorlu ulaşım aracı düşmektedir.
Eğitim:
Eğitim ücretsizdir. İlkokul 6 yaşında başlar ve
6 yıl sürer. Ortaokul ve lise dönemi de 6 yıl sürer. 9.000
ilkokul, 4200 genel ortaöğretim kurumu, 40 mesleki ortaöğretim
kurumu bulunmaktadır. İlkokul çağındaki çocukların % 65'i
bu öğretimden yararlanabilmektedir. Bu oran ortaöğretim
çağındaki çocuklarda % 35'tir. 9'u üniversite olmak üzere
85 yüksek öğretim kurumu mevcuttur. Üniversite çağındaki
gençlerden yüksek öğretim kurumlarına kayıt yaptıranların
oranı % 13'tür. Okuma yazma bilenlerin oranı ise % 63'tür.
Sağlık: Suudi Arabistan'da
300'e yakın hastane, 23.540 doktor, 1550 diş doktoru,
40.000 hemşire mevcuttur. 740 kişiye bir doktor düşmektedir.