FİL OLAYI Ebrehe Sana'da Kuleys adında benzeri görülmemiş bir kilise yaptırdı. Sonra Habeş kralı Necaşi'ye: "Senden önce hiç bir krala yapılmamış bir kilise yaptırdım. Arapların Kabey'i hac etmesine ihtiyacım yoktur" dedi. Araplar, Ebrehe'nin Necaşi'ye yazdığı bu mesajı kendi aralarında konuşmaya başlayınca Kenane oğullarından bir zat Kuleys'e gelip kimsenin görmediği bir anda içine abdest bozdu, sonra da bunu kilise ehlinin yaptığını Ebrehe'ye haber verdi. Bu harekete kızan Ebrehe gidip Kabe'yi yıkmaya yemin etti ve içinde fillerinde bulunduğu bir orduyla yola çıktı. Araplar bu haberi duyunca kaygılandılar. Ebrehe Esved ibn Mafsud adında bir kişiyi Mekke'ye elçi gönderdi. Bu zat, Kureyş, Tihame ve diğer kabilelere ait sürüleri önüne katıp getirdi. Getirilen sürü içinde Kureyş'in lideri Abdulmuttalib'in de 200 devesi vardı. Kureyş, Kinani, Huzey kabileleri ile Harem civarında yaşayan diğer kabileler Haremi savunmaya kalktılarsada buna güçlerinin yetmeyeceğini anlayıp vazgeçtiler. Ebrehe, Hunada Himyeri adlı elçiyi, Mekke'yi kuşatmaya değil Kabe'yi yıkmaya geldiğini bildirmesi için Mekke'ye gönderdi. Ebrehe, elçisi kanalıyla Mekkelilere mukavemet göstermemeleri halinde kan akıtılmayacağı mesajını verdi. Mekke'nin lideri olan Abdulmuttalip, elçiye savaş istemediklerini, bu belde de Allah'ın ve dostu İbrahim'in (a.s.) evi bulunduğunu, savunmasının da Allah'a ait olduğunu, kendilerinin hiçbir şey yapamayacaklarını bildirdi. Sonra elçi Hunada Abdulmuttalip'ten kendisiyle birlikte gelmesini Ebrehe'nin istemiş olduğunu söyledi. Elçi, Abdulmuttalip ve bazılarıyla birlikte yola çıktılar. Ebrehe'nin bir arkadaşı "Ey kral! kapında bulunan Kureyş'in efendisidir, huzurunuza girmek için izin istemektedir. Bu zat Mekke'de mülk ve şeref sahibidir, dağda bayırda bulunan insanlara yardımda bulunur. Ona izin veriniz de durumunu anlatsın" dedi. Ebrehe, insanların en yakışıklısı, en büyüğü Abdulmuttalib'i görünce ona saygı duydu. Ona yere otur demekten vazgeçti, ancak Ebrehe Habeşlilerin Abdulmuttalib'in tahtının üzerine oturduğunu görmelerini de uygun ulmadığından Abdulmuttalip'le birlikte minder üzerine oturdu. Mütercimine "ne isteği var sor?" dedi. Abdulmuttalip "benim ihtiyacım kralın gasbettiği bana ait olan 200 deveyi geri vermesidir" dedi. Abdulmuttalip bu sözleri söyleyince: Ebrehe "seni gördüğümde beğenmiştim, ancak konuştuğun zaman seni değersiz buldum" dedi. Dinin ve atalarının dini olan evi bırakıp ta gasbettiğim 200 deve için mi konuşuyorsun, oysa benim yıkmak için geldiğim o evden bahsetmiyorsun" dedi. Abdulmuttalip "ben develerin sahibiyim, evin sahibi değilim. Evin sahibi başkasıdır. Sahibi onu korur" dedi. Ebrehe "onu kimden koruyacak" dediğinde, "sen ve beraberindekilerden" dedi. Bunun üzerine Ebrehe, Abdulmuttalib'e develerini geri verdi. Abdulmuttalip Kureyş'e durumu anlattı ve Mekke'den çıkıp dağlara sığınmalarını emretti. Sonra Abdulmuttalip ve Kureyş'ten bir grup Kabe'nin kapısının tokmağına yapışarak Allah Teala'ya Kabe'yi Ebrehe ve ordusundan koruması için dua ettiler. Sabah olunca Ebrehe ordusunu ve mahmud adlı filini donatıp Mekke'ye girmeye hazırlandı. Fili Mekke'ye doğru çevirdiklerinde karşısına Nefil b. Habib çıktı ve file "övülmüş olarak yere çök, doğruca geldiğin yere dön, sen burada Allahın haram beldesindesin" dedi ve fil yere çöktü. Filin kalkması için dövdüler, kalkmadı. Yemen tarafına çevirdiler kalkıp koşmaya başladı. Şam cihetine çevirdiler aynısını yaptı. Doğu cihetine çevirdiler aynısını yaptı ancak Mekke'ye çevirdiklerinde yere çöktü. Allah Teala onların üzerine denizden balıkçıl kuşlarına benzer kuşlar gönderdi ve her kuş, biri gagasında ikisi ayaklarında nohut veya mercimek büyüklüğünde üç tane taş taşıyordu. Bu taşlar ordudan kime isabet ederse onu helak ediyordu. Ordu ferdlerinin hepsi isabet almadı. Ordu şaşkın bir halde geri döndü. Ebrehe'de bedeninden isabet aldı, parmakları döküldü, Sana'ya dönünce öldü. |
2005 © Kuts@l Topr@kl@r |